Bir yıl aradan sonra yeniden yollardayım ve yine bir Mart ayının sonu. Geçen sene 2013’te yapmış olduğum Vietnam seyahatimin ardından bu yılda Dünya’nın bir başka köşesine gitmeye karar vermiştim.

Bu yılki istikametim ise bir Doğu Afrika ülkesi Tanzanya’ydı. Daha önce seyahat etmediğim Afrika Kıtası’nda gidip gezilecek ülke olarak Tanzanya’yı seçmemin nedenlerinden biri, ülkenin kuzeyinde bulunan vahşi hayvanların doğal yaşam alanları olan milli parklarıydı. Tanzanya’da safari yapmak, Tanzanya’nın yerel halkı ve kabileleriyle tanışma fırsatını yakalayacak olmak beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı ve hiç beklemeden Mart ayı sonuna 9 günlük Tanzanya seyahatimin rezervasyonunu yaptım.
Geçen sene olduğu gibi yu senede tek başıma gidecektim ve zamanım çok kısıtlıydı. O yüzden en uygun opsiyon kendi seyahatimi kendim oluşturmaktı.
İşe ilk olarak günü birlik safari yapabileceğim Arusha Ulusal Park’ını programıma alarak başladım. Sonra ise 2 günlük program olan Moshi yakınlarında ki Materuni Köyü’nü programıma dahil ettim. Materuni Köyü’nde bir gece Chagga kabilelerinin yaşadığı bölgede çadırlarda kalacaktım.
Seyahatlerimde öyle bir yere gidip otel odasında, deniz kenarında vakit geçirmek bana göre hiçbir zaman olmadı. Gideceğim yer bende merak uyandırmalı gezmeli görmeli ve keşfetmeliyim. İşte bu yüzden Tanzanya’ya gitmeden önce Materuni Köyü benim için merak uyandırmaya yetmişti ve kesinlikle bu 2 günlük programı programlarıma almalıydım.
Sonrasında ise yine Moshi yakınlarda ki Uru Köyü’nde bir kahve çiftliğini ziyaret edebileceğim ve köyün başlıca geçim kaynakları olan kahveciliği yakından tanıma fırsatını yakalayacağım bu günü birlik kahve turunu programıma aldım. Bu turda ziyaret edeceğim çiftlikte; kahve çekirdeklerini kendi ellerimle toplayıp, kahvenin servis edileceği son aşamasına kadar olan tüm aşamalarını köylülerin yardımıyla kendi ellerimle yapma fırsatını yakalayacaktım.
Tanzanya seyahatimin son 4 gününü ise, Hint Okyanusu’nda bir ada olan; beyaz kum, yüzlerce baharat çeşidi, onlarca tropik meyveleri ve turkuaz rengi denizi ile meşhur Zanzibar Adası’nı programıma alarak dört dörtlük, unutamayacağım, anılarla dolu bir Tanzanya seyahatimi başlatabilirdim.
Günlerden; 28.03.2014 Cuma, sabah erkenden saat 5’te Almanya Düsseldorf’a hareket ettim. Düsseldorf’tan; önce Amsterdam’a, Amsterdam’da ki aktarmadan sonra ise Kuzey Tanzanya’da ki Kilimanjaro Havalimanı’na uçtum.

 


Bütün gün süren uzun yorucu bir yolculuğun ardından Cuma akşamı Kilimanjaro Havalimanı’na ulaştım.
Kilimanjaro Havalimanı’nda beni acentamın görevlisi karşıladı. Kilimanjaro’ya vardığımda akşam olmuştu ve dışarısı çok karanlıktı, ışıklandırma havalimanı çevresinde çok azdı ve her taraf sivri sinek kaynıyordu. Havalimanında Tanzanya parası Şilin’den bozdurduktan sonra karanlıkta park yerindeki 4×4 arazi aracımıza doğru ilerledik.
Acentamın görevlisi bu aracın 4 gün boyunca bana ait olduğunu ve 4 günlük Kuzey Tanzanya programımda araçla kendisinin bana hizmet edeceğini söyledi. Üstü yukarıya doğru açılarak bir safari aracına dönüşen bu araçla havalimanından ayrılarak ilk gecemi geçireceğim Moivaro Lodge otelinin bulunduğu Arusha Şehri’ne hareket ettik. Yol boyunca her taraf zifiri karanlıktı ve trafik sol taraftan akıyordu.
Konaklayacağım Moivaro Lodge ormanın içinde çok otantik bir yerdi ve otelin resepsiyonisti beni güler yüzle tropik meyve suyu ikram ederek karşıladı.


Giriş işlemlerimin ardından şoförüm yarın sabah safari için beni buradan alacağını söyleyerek otelden ayrıldı. Otelin bir görevliside beni karanlık ormanın içinde el feneriyle ormanın patika yollarını takip ederek kalacağım odama götürdü.


Derin bir uykunun ardından ertesi sabah erkenden muhteşem manzara eşliğinde kahvaltımı yaptım, sonrasında ise şoförüm beni Arusha Milli Parkı’na götürmek için otelimden aldı.

 


Bir saatlik yolculuğun ardından Arusha Milli Parkı’na ulaştık.

 


Kilimanjaro Dağı eteklerinde ki bu milli parkta onlarca hayvan ile 400 kusur kuş türü kendi doğal hayatlarında yaşamaktadırlar.
Arusha Milli Parkı’nda gözlemlenmesi mümkün olan hayvanlar; zürafa, Afrika mandası, Afrika fili, zebra, antilop, su aygırı, leopard,impala, düğmeli domuz, kuyruksürengiller, mavi maymun ve yeşil babunlardır. Bu hayvanlar mevsimlere göre gözlenebilmektedirler. Bu yüzden hepsini bir arada görmek mümkün değildir.
Ben mart ayının sonunda yani yağmur sezonunun hemen başında bulunduğum Arusha Milli Parkı’nda yapmış olduğum safaride gözlemlediğim hayvanlar bunlardan sadece bir kaçı oldu.


Parkın girişinde karşımıza çıkan ilk hayvan türü mavi maymunlar oldu. Ağaçların dallarında ve parkın toprak yollarında cirit atıyorlardı. Bu maymunlar kesinlikle insancıl değillerdi aynı karede fotoğraf çekilmem biraz çok zor oldu. Aracı terketmek yasak olsada bir ara şoförümden rica edip toprak yolda uzaktanda olsa bu maymunları dışarıdan gözlemlemek istedim. Şoförüm bu maymunlarla aynı karede bir kaç fotoğrafımı çektikten sonra tekrar aracıma binerek parkta ilerledik.

 

 

 


Parkın içinde otantik bir müze olan Ngurdoto Müzesi‘ne uğradık. Bu müzede bu parkta yaşayan bütün kuş türleri sergileniyordu. Bunlar içi boşaltılmış ve çürümemesi için ilaçlanmış gerçek kuşlardı. Şoförüm bana bu kuşlarla ilgili ufak bir birifing verdikten sonra oradanda ayrıldık.


Yol boyunca karşımıza başta Afrika mandaları, zebralar, antiloplar, impalalar ve yeşil babunlar çıktı. Yol boyunca yüzlerce çeşit çeşit kuş türlerinide gözlemleyebildim.

 

 

 

 


Diğer büyük baş hayvanlardan olan ve bu parkta yaşayan başta filler ve diğer hayvanların bu mevsimde dağa göç ettiklerinden dolayı gözlemleyebilmem mümkün olmadı.
Yol üzerinde Küçük Momella Gölü kıyısında bir yerde karnımızı doyurmak için durduk. Şoförüm bir kutu içerisinde yanında getirdiği kumanyalarımızı dağıttı. Kutunun içinde bir parça tavuk eti, kek ve bir tropikal meyve suyu vardı. Karnımızı doyurduktan sonra etrafın manzarasını ve o anı ölümsüzleştirerek oradan ayrıldık.

 


Zebra ve zürafaları daha yakından görebileceğimiz bir yerde motoru kapatarak durduk. Bu muhteşem manzarayı görüntüledikten sonra oradan ayrılarak parkın içinde bulunan Momella Gölü’ne hareket ettik. Tabi yol düzergahı boyunca çeşit çeşit hayvanları gözlemliyordum.

 


Günü birlik Arusha Milli Park’ı safarimin ikinci bölümü parkın içindeki Momella Gölü’nde kanolarla yapacağım kano safarisiyle devam edecekti.
Gölün kıyısında, kanoların bulunduğu yerde kanocuları beklemeye başladık. 2 Kanocu kano yelekleriyle çıka geldiler. Kısa bir tanışma sefasından sonra yeleklerimizi giyerek kanolarımıza bindik. Şoförüm kıyıda kalarak beni bekledi. Ben kanocuların biriyle bir kanoya diğer kanocuda tek başına diğer kanoya binerek bize eşlik etti. Artık Momella Gölü’nde kanoya yüklediğimiz bir manda kafatasıyla birlikte kürek atmaya başlamıştık.

 

 


Momella Gölü’nde kanolarımızla kürek atarken bu sularda yaşayan flamingolarla binlerce çeşit su kuşlarını, gölün çevresinde ise zebralarla zürafaları canlı canlı izlemek muhteşem bir duyguydu.

 


Hava kapalıydı ama o kadarda nem vardı, kapalı havayı aldanarak şapka takmadan çıktığım kano gezim sonrası başta alnım olmak üzere; yüzüm ve boynum tamamen yanmıştı. Hiç alışık olmadığım bir durumdu bu, kapalı havada yanmıştım akşam otelime dönünce anladım yandığımı. İlk defa Ekvator enlemine yakın bir ülkeye seyahat etmiştim. Bu durumda güneş ışınları dik geldiği için böyle bir şey yaşadım.
Tanzanya Arusha Milli Park’ında yaptığım muhteşem ve macera dolu kano safarisinden sonra artık parktan ayrılma vakti gelmişti. Yine geldiğim 4×4 arazi aracımla şoförümle birlikte parktan ayrıldık. İstikametimiz; ikinci, yani son gecemi geçireceğim Arusha Moivaro Lodge oteliydi. Yolda Tanzanya’lı köylü kadınların kurduğu pazar yerlerinden geçerek ve molalar vererek Arusha’ya ulaştık.

 


Ertesi gün ise buradan bir saat uzaklıktaki Moshi şehri yakınlarında ki Materuni Köyü’ne hareket edeceğiz.
Mehmet Han
13.07.2014

Laat een antwoord achter

Je e-mail adres wordt niet gepubliceerd.